doğum ve gebelik hakkında tüm merak ettikleriniz Hamilelik düşünenlere öneriler Gebelik öncesi sırası ve sonrası Sezaryen ve normal doğum epidural anestezi, jinekoloğunuzu seçerken dikkat etmeniz gerekenler Doğum ve gebelik ile ilgili tüm merak ettikleriniz. Hamilelik düşünenlere öneriler, gebelikte yapılması gereken laboratuvar testleri, Antenatal takip, ultrasonografi, Gebelik öncesi sırası, doğum ve lohusalık dönemleri, Sezaryen, normal doğum ve epidural anestezi ile ilgili merak edilenler, tekrarlayan gebelik kayıpları, mol gebeliği, dış gebelik doğum, normal doğum, sezaryen doğum, sezeryen doğum, vajinal doğum, sezaryen, sezeryan, sezeryen, epidural, hafta hafta gebelik, epidural anestezi, ikiz gebelik, dogum, suda doğum, genel anestezi, ultrason, ultrasyon, ultrasonografi, USG, gebe, gebelik, gebelik takibi, gebelik testleri, gebelik test, gebelik testi, gebelik belirtileri, gebelik bulguları, gebelik izlemi, gebelik dönemleri, gebelikte beslenme, hamilelik izlemi, hamilelik takibi, hamile, hamilelik, hamilelik belirtileri, hamilelik testleri, hamilelik zamanı, hamile kalamama, hamile kalma, hamilelik bulguları, kadın sağlığı kliniği, kadın hastalıkları, kadın sağlığı, kadın sağlığı merkezi, kadın doğum, kadın doğum uzmanı, kadın doğum uzman, doğum uzmanı, doğum doktoru, antenatal takip, antenatal izlem, antenatal, ikili test, ikili tarama testi, üçlü test, üçlü tarama testi, hamilelikte beslenme, jinekolojik muayene, gebe kalamama, gebe kalma, amniyosentez, amniyosentes, amniosentez, vajinal muayene, tuşe, NT, ense kalınlığı, vajinal akıntı, kordon kanı saklanması, anne sütü ve emzirme, doğum izni, lohusalık dönemi ve problemleri, rahim içi gelişim geriliği, üzüm gebeliği, mol gebeliği, mol hidatiform, fetus, gebelik ve ilaç kullanımı, kızlık zarı, kızlık zarı onarımı, kızlık zarı tamiri, kızlık zarı dikilmesi, vajina estetiği, vajen estetiği, Down sendromu, düşük yapma, adet gecikmesi, vajinoplasti, vaginoplasti, zekai tahir burak hastanesi, Dr. zekai tahir burak hastanesi, tahir burak, büyük doğumevi, gebelik ve aşı, gebelik ve seks, gebelik ve beslenme, gebelik ve egzersiz, gebelik ve anemi, anemi, nisaiye uzmanı, jinekoloji, jinakoloji, jinekolog danışma, jinekolog doktor, jinekoloji uzmanı, jinekolog danışma hattı, jinekolog tel, jinekalog, jinekelog, jinekolog randevü, smear testi, jinekolog cep, jinekolog cep tel, jinekolog adres, jinekolog ankara, jinekolog ulaşım, jinekolog muayenehane, jinekolog muayenehanesi, jinekolog klinik, jinekolog web, muayenehane tel, muayene tel, jinekolojik muayene, placenta, plesenta, vajina, vajinal, vajen, epizyo, epizyotomi, doğumda dikiş, istenmeyen gebelik, gebelik ve sigara, gebelik ve alkol kullanımı, gebelik ve yaz dönemi, yüksek riskli gebeliklerde yatak istirahatı, doppler USG, siyam ikzileri, kaybolan ikiz sendromu, gebelikle ilgili ilginç istatistikler, loğusa, lohusalık, loğusa, loğusalık, kansızlık, folik asit, folik asid, omega 3 yağ asitleri, emzirme, laktasyon
|
TIP SÖZLÜĞÜ |
 |
|
[ A ]
ABDOMEN:Karın,batın.
ABORTUS:Çocuk
düşürme,düşük.
ABSANS:Kısa süreli şuur
kaybı.
ABSE:Çevre dokulardan kese tarzında doku
ile sınırlı içerisi cerahat ile dolu
oluşum.
ABSORBSİYON:Emilme, örn.sindirim,
gıdaların barsaklarda absorbsiyonudur
denilebilir.
ADRENALİN:Böbreküstü bezlerinin iç
kısımları tarafından salgılanan bir hormondur. Tabiatta bu
hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır ve
etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara
sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve
böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde
gösterir.
AFAKİ:Gözde, lensin
olmaması.
AFAZİ:Beyindeki ilgili alanların
tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin
kaybı. Disfazi, aynı durumun daha hafif bir
formudur.
AFRODİZYAK:Cinsi arzuyu artırıcı
maddeler, ilaçlara verilen isim.
AFONİ:Ses
kaybı. Kısmi veya tam olabilir. Afoni sebepleri, genellikle
konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalığı veya
zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları veya nörozdur.
Histerik afoninin nedeni, şuuraltı, hiç konuşamamak veya özel
bir durumda konuşmamamk
arzusudur.
AGLÜTİNASYON:Sıvı bir süspansiyonda,
ufak cisimciklerin bir araya gelip birbirlerine
yapışmasıdır.
AGORAFOBİ:Geniş, açık bir sahada
yalnız kalınca hissedilen, kontrol edilemeyen bir
korkudur.
AJİTASYON:Kişinin etrafa
saldırganlığı, aşırı aktivitesi ile karakterize
durum.
AJİTE:Rahatsız, huzursuz, taşkınlık
yapan.
AKNE:Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ
bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığıdır. En çok 14-20
yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik belirtileri
olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas
devirlerinde genellikle psikolojik rahatsızlıklara yol açar.
Yağ bezlerinin kanalında bir tıkaç oluşur ve bu tıkacın başı
sertleşip siyahlaşır. Bazen, kanal tıkalı olduğu halde, bez
yağ salgılamaya devam eder ve böylece içi yağ dolu bir kist
oluşur. Siyah noktalara tıpta komedon adı
verilir.
AKONDROPLAZİ:Tedavisi olmayan, sebebi
bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir. Gövde normal
büyüklüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve baş
normalden büyüktür.
AKOMODASYON:Gözün optik
sisteminin çeşitli uzaklıklara uyum yaparak net görmenin
sağlanması.
AKROMEGALİ:Beyin tabanında bulunan
hipofiz bezinin ön bölümünün aşırı çalışmasına bağlı bir
durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona
ermeden erken çağlarda baş gösterirse jigantism adı
verilen dev görünüm oluşur. Bozukluk büyüme çağının bitiminden
sonra baş gösterirse, el ve ayakların genişlemesi, çene ve
burnun büyümesi ve sesin kalınlaştığı
görülür.
AKUSTİK SİNİR:İşitme
siniri.
AMBLİYOPİ:Gözde belirli bir bozukluk
olmaksızın oluşan görme
tembelliği.
AMNEZİ:Hafızanın kısmen veya tamamen
kaybolması.
ANALJEZİK:Ağrı
kesici.
ANEMİ:Kısaca, halk arasında kansızlık
olarak bilinen anemi, alyuvarların sayı olarak az olması ve
alyuvarların içerisinde bulunan hemoglobin adı verilen
maddenin miktarının azlığıdır.
ANEMİK:Kan
değerleri düşük olan, yani kan sayımında eritrosit sayıları ve
hemoglobin miktarı düşük olan kişi.
ANERJİ:Özel
bir antijene cevap verilmemesi hali. Organizmanın savunma
yeteneğinin kaybolması.
ANESTEZİ:Doktorlar,
ameliyat sırasında ağrı duymaması için, ameliyattan önce
hastaya bir iğne yapar ya da solunum yoluyla bir gaz verirler.
Hastanın bilincini yitirerek uykuya geçmesine narkoz, böylece
vücudundaki ağrıları duyamayacak duruma gelmesine anestezi, bu
duyu yitimine yol açan maddelere de anestezik
denir.
ANKSİETE:İç sıkıntısı, iç
daralması.
ANOSMİ:Koku alamama, nezle grip gibi
enfeksiyonlarda olabildiği gibi koku siniri ile ilgili beyin
bölgesindeki patolojilerde de
görülebilir.
ANOREKSİ:Anorexia Nervosa,
özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az
uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir
bozukluktur. Bu durum genellikle kişinin çok şişmanladığı
kanısı ile mübalağalı bir şekilde rejim uygulaması ile başlar,
önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra hakikaten yok
olur ve zayıflama normal ölçüleri
aşar.
ANSEFALİT:Beyin
iltihabı.
ANTİENFLAMATUAR:İltihabi reaksiyonu
önleyen madde, ilaç...
ANTİSEPTİK:Mikropları,
yani insan, hayvan ve bitkilerin dokularına yerleşerek
hastalığa yol açan bakteri, virüs, mantar gibi tek hücreli
asalak canlıları yok etmek sağlıklı yaşamın temel
koşullarından biridir. Antiseptik, antibiyotik ve
dezenfektan gibi değişik adlarla anılan birçok madde bu
amaçla geliştirilmiştir. Ama genel olarak "mikrop" öldürücüler
denen bütün bu maddelerin bazı özellikleri ve kullanımları
farklıdır.
ANTİSEPTİKLERİN TARİHİ:İnsanlar,
"mikrop kuramının" bulunmasından yüzyıllarca önce neden ve
nasıl etki yaptığını bilmeksizin antiseptikleri
kullanıyorlardı. Örneğin çiğ etin bol tuz ve baharatla
yoğrularak sucuk biçiminde saklanması, sebzelerin yoğun bir
tuz ve limon ya da sirke çözeltisi içinde bekletilerek turşu
yapılması, bakterileri büyük ölçüde yok ederek bu besinlerin
bozulmasını önlüyordu. Bugünkü antiseptikler ise Louis
Pasteur'ün değerli çalışmalarının
ürünüdür.
ANTİSEPTİKLER NASIL ETKİ
YAPAR?Kimyasal antiseptiklerin mikroplar üzerinde nasıl
etkili oldukları tam olarak açıklanamamıştır. Bu maddeler
doğrudan doğruya mikrop hücresine girerek yaşamsal işlevlerini
engelleyebileceği gibi, mikrop hücresinin dış zarını eriterek
de yıkıcı etki gösterebilir. Ne var ki birçok antiseptik
normal hücreler üzerinde de ayn etkiyi yapar. Bu yüzden bu
maddelerin dikkatli kullanılması gerekir. Bazı antiseptikler
ağızdan alındığında ya da vücuda şırınga edildiğinde ağır
sonuçlara, hatta ölüme yol
açabilir.
ANTİSPAZMODİK:Spazm çözücü, daha çok
iç organlardaki düz kasların kasılmalarını çözen ilaç grubuna
verilen isim.
ANTİSTATİK:Statik elektrik
birikimini önleyen madde.
ANTİTOKSİK:Toksin
giderici.
ANTİTÜSSİF:Öksürük
giderici.
ANTİVİRAL:Virüslara etkili, virusların
zararlı etkilerini önleyen.
ANÜLER:Halka
şeklinde.
ANÜRİ:İdrar
çıkaramama.
ANÜS:Makat, sindirim kanalının bitiş
kısmı.
AORTA:Kalpten çıkan, vücudun en büyük
damarı, kalpten çıktıktan sonraki kavisli bölümüne arcus
aorta, göğüs kafesi içersinde seyreden kısmına torasik aorta
ve karın içersinde seyreden bölümüne de abdominal aorta
denir.
AORTİK ANEVRİZMA:Aort damarının her hangi
bir bölümünde görülen genişleme.
APANDİSİT:Kör
barsak (apendiks) iltihabı.
APATİ:Çevre ile
anormal derecede ilgisizlik, duygusuzluk,
kayıtsızlık.
APEKS:Uç, tepe,
zirve.
APİROJEN:Ateş yükselmesine neden olan
herhangi bir madde taşımayan.
APNE:Solunumun
geçici bir zaman içinde durması.
APOPLEKSİ:Felç,
inme.
ARAKNOİD:Beynin üzerinin örten ince
zar.
ASETABULUM:Uyluk kemiğinin başının, kalça
kemiği ile eklem yaptığı çukurluk
ASETİLSALİSİLİK
ASİT:Yaygın olarak kullanılan ve bilinen aspirinin
kimyasal adı.
ASİDOZ:Organizmanın asit baz
dengesinde asit istikametinde bozulma sonucu ortaya çıkan
entoksikasyon tablosu.
ASO:"Antistreptolizin O"
için kullanılan kısaltma. Streptolizin, "Hemolitik Streptokok"
adı verilen bakterilerin salgıladığı toksinin adıdır. Bu
toksinin varlığını tespit için yapılan tetkike de kısaca ASO
adı verilir. ASO, romatizma gibi bazı Hemolitik Streptokok
enfeksiyonlarında yükselir bu açıdan teşhis te ASO değerleri
önem taşır.
AŞİL TENDONU:Baldır arka kısmındaki
kas grubunun, topuk kemiğine birleşmesini ve ayağın aşağı
yukarı hareketini sağlayan
yapı(kiriş).
ATROPİN:Belladonna (Güzel Avrat
Otu) adlı bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Tıpta çok
değişik kullanım alanları vardır. Örneğin, göz dibinin
muayenesinde, göz bebeğinin genişletilmesi için, ayrıca
anesteziden önce üst solunum yollarında salgıların azaltılması
için kullanılır.
|